CUMHURUN ZİLLETİ

Uzun zamandır aklımı karıştıran bir konudur ‘Cumhur’ ve ‘Zillet’ muhabbetleri.

Hani biz demokrasi ile yönetilen ve her anlamda demokrasi ülkesiyiz ya! Peki, bu demokrasi söylemi kimler için geçerli. Bu söylemler ayrıştırma kutuplaştırma değil de nedir? Geçmişi iyi hatırlarım, eskiden bir seçime girileceği zaman insan ayrıştırılmazdı. Seviyeli bir seçim propagandaları yapılırdı. Karşı karşıya gelip oturup muhabbet edilir eksikleri fazlalıkları yanlış politikaları masaya yatırılıp halkın önünde tartışılırdı.

Şimdi görüyoruz da siyasilerimizin hemen hemen hepsinin kendine ait medyası kendine ait kalemleri var. Sadece onlarla muhatap olup sadece onlar aracılığı ile halka bir şeyler ifade etmeye çalışıyorlar. Bu tür olayları da malumunuz üzere ayrışmaları tetiklemekte. Biz Türk milleti olarak kavgayı gürültüyü birilerine papuç bırakmamayı iyi benimseyen bir milletiz. Lakin her kesimin de yaptığı bu yaklaşımlarda bi doğruluk payı vardır.

Son zamanlarda benim gibi onlarca yüzlerce belki de binlerce vatandaş bu tür ayrıştırmalardan çok rahatsız. Peki, bunu bizlerden sandık başına gitmemizi kendilerine oy vermemizi isteyen siyasilerimiz bilmiyorlar mı? Bilen biliyordur tabî ki ancak, çağımız gereği yemek yemenin, selamlaşmanın bile değiştiği günümüz Türkiye’sinde siyasette değişti. Nerde o eski siyasi havalar dedirtiyor her seferinde. Birilerine çamur atmak, hor görmek, küçük düşürmeye çalışmak, terör yanlısı olarak görmek bunlardan sadece bir kaçı. Ha bir de çokbilmişlik var tabii. Biz yine birilerinin karşısına çıktığımızda aldığımız eğitimi vurgularız. Pare pare kelimeleri sıralar işaretlerle de halkı konuşurken hipnotize etmeye bayılırız. Bu yaklaşım sadece siyasilerimizde değil hemen hemen birçok meslek dalında kullanılan yöntemdir. Peki bu yöntemler etki yaratır mı? İllaki etkisinin büyük olduğu yerler vardır, ancak küçük yerlerde ilçelerde beldelerde köylerde mahallelerde bunlar pek etki etmez.

Yukarılarda siyasi liderlerin sürtüşmesi karşılıklı atışmaları öyle bir hal alıyor ki bazen hayretler içerisinde kalmamak elde değil. Yukarda bahsettik ya kutuplaştırılıyoruz! Bu ülkede doksan milyon insan var, her ırktan, her mezhepten, her renkten vatandaş ile aynı çatı altında yaşıyoruz. Bu insanları ayrıştırmak doğru bir politika olmamalı. Sonuçta o ayrıştırmak için söylenen bazı sözler ve benzetmeler size yansıyacaktır.

Burada son zamanlarda Korkuteli’nde de seçmene karşı söylenen ‘Ziilet’ söyleminin kelime anlamına bir bakalım isterseniz; Zillet, hor görülme, horlanma, aşağılanma, alçalma anlamına gelen bir kelimedir. Bu kelimeyi konuşmalar içerisinde yaptığınız siyasi söylemlerinizde seçmenin karşısında defalarca ifade ederseniz bu sizin kaybınız olur. İnsana olan saygıyı hoşgörüyü ve değeri zaten bu millet unuttu. Bari bu hakaretimsi kelimeyi yarın sandık başına çağırdığınız seçmene söylemeyin. Şu bir gerçek ki malumunuz sosyal medya vesilesi ile kimin ne olduğu neler yaptığı çok kısa sürede öğreniliyor. Halk bilinçlendi ve kime nasıl davranacağını iyi biliyor. Büyükler desin ona diyeceğimiz bir söz yoktur tabiî ki. İllaki bildikleri bir şeyler vardır. Ancak siz yerelde bu tarz söylemlerle seçmenin karşısına geçerseniz seçmen de kısa bir süre sonra sizi karşısına alabilir.

Peki ‘Cumhur’ un kelime anlamı nedir. Birde buna bakalım. Cumhur, topluluk, halk anlamı taşır. Eş anlamlısı olarak kullanılan deyim ise ‘Cümbür cemaat’ tir. Yine bu kelimeyi de son zamanlarda siyasilerimizden çok duyuyoruz. Ancak ortadaki duruma bir bakalım isterseniz kelime tam manası ile halkı yansıtıyor mu? Neydi Cumhur? Birlik beraberlik, topluluk, cümbür cemaat ve halk değil miydi? Peki, halkı ikiye ayıran hor gören aşağılayan küçük düşüren bir Cumhur olur mu? Genel siyasette bilmem ancak yerel siyasette bu da olmaz. Siz eli nasırlı Omar dayıyı, yaylada çobanlık yapan Ahmat amcayı, ahırda inek sağan Durkadın bacıyı, metropolde büyümüş sosyetik ağabeyler amcalarla ayrıştırırsanız her zaman her seçimde ülkenin yarısını topluluk ya da halk olarak nasıl göreceksiniz?  Bir evin çatısı içerisinde bile fikir ayrılıkları olduğu bir gerçekken, fikir ayrılıkları da olsa aynı evlatlar yine aynı anne ve babanın evladıdır. Siz hiç gördünüz mü fikir ayrılığı nedeni ile evlatlıktan reddedilmiş bir evlat? Siz hiç gördünüz mü kardeşler arasında yapılan mesleklerde çoban ile memur kardeşin ayrıldığını? Peki, Cümbür cemaat olan bir milletten nasıl, yüzde yüz destek bekleyeceksiniz? Halkı ayrıştırmadan birlik beraberlik mesajları vererek insana insan olduğu için değer veren bir topluluk yaratmada aday olmak varken, ayrıştırıcı bir politika izlemenin açıklamasını bana hangi siyasetçimiz yapacak merakla bekleyeceğim…

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 401