İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı tarafından, Cuma Namazı sonrası Çayırlı Camii'nde düzenlediği 'Sessiz Çığlık' eylemi ile Doğu Türkistan’daki Çin zulmünü protesto etti.
Haber Giriş Tarihi: 21.12.2019 14:41
Haber Güncellenme Tarihi: 21.12.2019 14:41
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.korkutelimanset.com
İHH İnsani Yardım Vakfı, Doğu
Türkistan'da yaşanan soykırıma dikkat çekmek amacıyla dün Cuma namazı
çıkışında Çayırlı Camii önünde basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına; İnsan ve Medeniyet Hareketi, Memur-
Sen’e bağlı sendika temsilcileri, Erbaa Vakfı, Anadolu Gençlik Derneği ve KORİMDER destek verdi.
DOĞU TÜRKİSTAN MESELESİ BİZİM
MESELEMİZDİR
Yapılan açıklamada, “ Dünyanın bir çok
yerinde bu ihlaller zalimler tarafından umursanmadan devam edildiği gibi Doğu Türkistan’da 21.yüzyılda insan oğlunun tahmin edemeyeceği
kadar ağır derecede temel haklar ve
hukuk ihlaller işlenmektedir. Günümüze
kadar Doğu Türkistan’daki İnsani hak ve Hukuk ihlallerinin en acil olanları
şunlardır:
* Düşünce ve ifade özgürlüğü yasak
* İnanmak ve uygulamak yasak
* Milli kültür ve medeniyet yasak
* Din ve İnanç öğrenimi ve öğretimi
yasak
* Ülke, bölge, şehirler kent ve köyler
arası izinsiz seyahat ve dolaşım yasak
* Yurtdışı seyahat yasak( bütün bölge
halkının pasaportu toplatıldı).
* Uygur Türkçesi eğitim alanında çift dilli eğitim
sistemi oyunu ile yasaklanmış
durumda.
* Bütün dini ve manevi faaliyetler yasak
illegal dini faaliyet kapsamında yasak ve hapis veya idama kadar götüren suç.
* Dini esasa dayalı kıyafetlerin giyilmesi
yasak
* Camii giriş kartı olmadan girilmesi
yasak
* Camiye girişi yasak olanlar; kadınlar,
memurlar, emekliler , partililer, öğrenci ve 18 yaş altındakiler .
* Ramazanda memur, emekli, öğrenci ve 18
yaş altındakiler oruç yasak.
* İnternet ve sosyal medyanın serbest
kullanımı yasak
* 18 yaş altındakilere ebeveynin dinini
öğretmesi ve teşebbüs etmesi yasak
* Yeniden cami inşaatı yasak, var
olanları yıkılıyor ( Son iki sene
içerisinde Doğu Türkistan
genelinde yüzlerce camii yıkılmış ve yüzlercesi toplama kamp veya eğlence
merkezleri olarak kullanılmaktadır.)
* Hac farizasını yerine getirmek ve Umre
yapmak yasak (Binlerce Uygur
Türkü, hac ve Umre için Türkiye’ye gelmektedir. Kaçak yollardan gitmeye
çalışırken, trajik hadiseler ve hüsran ile biten sonuçlar ile pençeleşiyorlar.
ZULÜM
POLİTİKASINI BİR ANDA ZİRVEYE ÇIKARDI
2050 senesine kadar Dünyaya hakim olma
rüyasına ulaşmayı hedefleyen Çin “Tek Çin Tek Millet” yaratma projesi kapsamında
planın çok önemli bir kısmı olan Doğu Türkistan için Uygurların yok edilmesi
veya tamamen Çinlileştirilmesi hedeflenmiştir. Hedefe ulaşmak için olağan üstü
bir operasyona hızlı geçiş yapan Çin 70 senelik zulüm politikasını bir anda
zirveye çıkardı. Çin Uygurlara “ya Çinli olacaksın ya da yok olacaksın” diyor.Çinlileştirmeyi hızlandırmak için ana
okuldan itibaren Çince eğitim, Çince yemek, Çince giyim kuşam ve Çin kültürüne özendirme
etkinlikleri gibi birtakım adımlar çok keskin bir şekilde yürütülmektedir.
İkinci
bir adımsa Doğu Türkistan halkının direncini kırmak ve zihinsel olarak yenilgi
ve umutsuzluğu aşılamak olmaktadır. Uygur milletinin psikolojisine baskı
uygulayan birtakım beyin yıkama çalışmalarını tamamen gayriinsani bir biçimde
bütün insani hak ve hukuku çiğneyerek tam hız yürütmektedir. Bu maksat için
bütün Doğu Türkistan’ın vilayet, ilçe, kent ve kasaba olmak üzere her yerinde
“Islah ve Terbiye Merkezleri” adı altında tesis edilen “Çin Nazi kamplarında”
milyonlarca Doğu Türkistanlıyı evlerinden toplayıp “ıslah” olana kadar mecburi
tutmaktadır. BM ve Uluslarası İnsan Hakları Koruma Teşkilatları Örgüt
Temsilcileri: Herhangi bir yargı kararına dayanmadan hürriyetinden alıkonulan
kişi sayısının 1 milyonu aştığını iddia etmişti.
Ancak
resmi kaynaklar ve bulgularda yola çıkarak 3 ile 5 milyona kadar insanın
kamplarda tutulduğu kanaati oluşmaktadır.
Nazi Kamplarına toplatılan insanlar Çin
hükümeti tarafından şu şekilde kategorize edilmiştir:
1.Yurt dışında çocukları eğitim
görenlerin ailesi
2.Yurt dışında akrabaları olanların
ailesi
3.Daha önce hac ve umre ibadeti için
Suudi Arabistan’a gitmiş olanlar
4.Türkiye’ye seyahat veya ticaret
maksadıyla da olsa gelmiş olanlar
5.Çin hükümeti nazarında
“İkiyüzlü”olduğu düşünülen unsurlar ve aileleri:
Bu kategoridekiler Çin devletine başta
polis olmak üzere çeşitli memuriyet dairesinde fiilen sadakatle çalışmış olup
Uygur Türkleri nezdinde Çin yanlısı hatta hain olarak dışlanmış insanlar
olmalarına rağmen Çin yönetimi “Çin yönetimine olan sadakatlerine güvenmedi ve
onların sadakat ve bağlılığını, kendi halkına merhametli ve yandaş davrandılar
diye suçlayarak “Çin Nazi kamplarına” atmışlardır.
6.Giyim kuşamlarında dinî yönleri belirgin
aileler.
7.İfade ve tavırlarında millî değerleri
belli eden (milliyetçi görünen) kişi ve aileler.
8.Türk bayrağı, Türk dizileri, Türk
kültürü ve Türk siyasi şahsiyetlere özenen, evlerinde giysilerinde onları
taşıyan kimseler.
9.Herhangi bir sebep ve bağlantıyla veya
yanlışlıkla bile olsa yurt dışından telefon kabul eden kimseler.
10.Evlerinde dinî kitapları bulunduran
kişiler.
Doğu Türkistan halkı daha “Çin Nazi
Kamplarının” yarattığı dehşet ve travmadan kendine gelememişken hepimizi sarsan
ve sabrımızı taşıran Üçüncü adımları olan “Çinli-Uygur ikiz aile” genelgesi
yürürlüğe girdi. Bu uygulama çerçevesinde Çin’in iç kesiminden Çinlileri özellikle
seçerek Doğu Türkistan’a getirip “Uygur Çinli kardeşliği” planı kapsamında
Müslüman Türk ailelere taksim ediyorlar. Bazı ailelere erkek kadın Çinli
yerleştirilmişken bazı ailelere ise sadece erkek Çinlilerin
yerleştirilmektedir.
MÜSLÜMANLARININ YÜREĞİNİ LİME LİME
ETMEKTE
Hatta
bazı aile başı olan erkeklerin “ıslah kamplarında” tutulduğu, evlere ise Çinli erkeklerin
yerleştirilmesi toplumda ciddi kaygı ve sarsıntı yaratmıştır. “Çinli Uygur
kardeşliğini pekiştirmek” “Bölücülüğe karşı akrabalık tesis edelim.”
sloganlarıyla başlatılan gayriahlaki, gayriinsani ve gayrihukuki bu
uygulamalarla Doğu Türkistan Müslümanlarının yüreğini lime lime etmektedir. Bu
konuda Çin Komünist Partisi‘nin (ÇKP) resmi yayın organı, ülkenin Sincan Uygur
Özerk Bölgesi’nde geçen yılın ilk 11 ayında 1 milyon 120 bin kamu memurunun,
çoğunluğu Müslüman Uygurlardan oluşan bölgedeki 1 milyon 690 bin hanede
konakladığını bildirmiştir. Bu kişilerin Sincan Uygur Özerk Bölgesi Askeri
Bölgesi, Silahlı Polis Birlikleri ve Çin merkezi yönetiminin bölgedeki
temsilciliklerinden kamu görevlilerinin olduğu belirtilmiştir. Çin Hükümeti bir
de utanmadan. Köylüler partinin iyi politikalarını anlamak için istekli,
modern! Yaşam tarzını sabırsızlıkla bekliyorlar. Bugünlerde parti kadroları ve
halk arasındaki ilişki gittikçe yakınlaşıyor. Köylülerin modern medeniyet
akımını kabulü gittikçe artıyor. Hayat tarzı değişti. Düşünce de değişti.”
demektedir.
BU BÜYÜK BİR ZULÜMDÜR
Bu
demektir ki her gün 3500 Çinli 5000 Müslüman ailenin yanında kalıyor, bir günde
nerdeyse iki aileyi rahatsız ediyorlar, bu büyük bir zulümdür.
Yoğunluklu olarak 2017 sonlarından 2018 Mayıs
ayına kadar Doğu Türkistan toplumunun milli değerleri ve kanaat önderlerinden
sayılan dini alimler, aydınlar, işadamları ve sanatçılardan birçok büyük
şahsiyetleri tutukladı. Ve onlardan bazılarını ilerleyen yaşlarına rağmen
işkence ile şehit etti. Mayıstan bu yana da cezaevlerindeki İslam alimleri ağır
yaşam şartları altında şehadet şerbeti içmektedirler.
BU ZULME DUR DEME ZAMANI GELMİŞTİR
Artık
bu zulme dur deme zamanı gelmiştir, geçmektedir. Ata yurdumuzda, bizden olan ve
yüz yıllardır işgallere direnen, soykırımlara dayanan, İslam’ın sancağını
güneşin doğduğu en uzak noktada dalgalandıran Doğu Türkistanlı kardeşlerimizi
ilgisizliğin girdaplarında, cellatlara teslim eden anlayışı şiddetle protesto
ediyoruz.
İnsan hak ve hürriyetleri Antalya derneği olarak ve tüm Türkiye’de İhh olarak, insanlık katledilmeden, yaşanan
trajedi daha da büyümeden öncelikle hükümetimizi ve Birleşmiş Milletler
Örgütünü, Doğu Türkistan’da yaşanan bu katliamı ve zulmü durdurmak üzere
yetkili organlarını harekete geçirmeye ve etkili tedbirler almaya davet
ediyoruz.
Aksi halde bu katliama
sessiz kalan her kurum, örgüt ve ülke, işlenen bu insanlık suçuna ortak
olacaktır. Zalimler için yaşasın cehennem.” İfadeleri kullanıldı.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bu büyük bir zulümdür
İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı tarafından, Cuma Namazı sonrası Çayırlı Camii'nde düzenlediği 'Sessiz Çığlık' eylemi ile Doğu Türkistan’daki Çin zulmünü protesto etti.
İHH İnsani Yardım Vakfı, Doğu Türkistan'da yaşanan soykırıma dikkat çekmek amacıyla dün Cuma namazı çıkışında Çayırlı Camii önünde basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına; İnsan ve Medeniyet Hareketi, Memur- Sen’e bağlı sendika temsilcileri, Erbaa Vakfı, Anadolu Gençlik Derneği ve KORİMDER destek verdi.
DOĞU TÜRKİSTAN MESELESİ BİZİM MESELEMİZDİR
Yapılan açıklamada, “ Dünyanın bir çok yerinde bu ihlaller zalimler tarafından umursanmadan devam edildiği gibi Doğu Türkistan’da 21.yüzyılda insan oğlunun tahmin edemeyeceği kadar ağır derecede temel haklar ve hukuk ihlaller işlenmektedir. Günümüze kadar Doğu Türkistan’daki İnsani hak ve Hukuk ihlallerinin en acil olanları şunlardır:
* Düşünce ve ifade özgürlüğü yasak
* İnanmak ve uygulamak yasak
* Milli kültür ve medeniyet yasak
* Din ve İnanç öğrenimi ve öğretimi yasak
* Ülke, bölge, şehirler kent ve köyler arası izinsiz seyahat ve dolaşım yasak
* Yurtdışı seyahat yasak( bütün bölge halkının pasaportu toplatıldı).
* Uygur Türkçesi eğitim alanında çift dilli eğitim sistemi oyunu ile yasaklanmış durumda.
* Bütün dini ve manevi faaliyetler yasak illegal dini faaliyet kapsamında yasak ve hapis veya idama kadar götüren suç.
* Dini esasa dayalı kıyafetlerin giyilmesi yasak
* Camii giriş kartı olmadan girilmesi yasak
* Camiye girişi yasak olanlar; kadınlar, memurlar, emekliler , partililer, öğrenci ve 18 yaş altındakiler .
* Ramazanda memur, emekli, öğrenci ve 18 yaş altındakiler oruç yasak.
* İnternet ve sosyal medyanın serbest kullanımı yasak
* 18 yaş altındakilere ebeveynin dinini öğretmesi ve teşebbüs etmesi yasak
* Yeniden cami inşaatı yasak, var olanları yıkılıyor ( Son iki sene içerisinde Doğu Türkistan genelinde yüzlerce camii yıkılmış ve yüzlercesi toplama kamp veya eğlence merkezleri olarak kullanılmaktadır.)
* Hac farizasını yerine getirmek ve Umre yapmak yasak (Binlerce Uygur Türkü, hac ve Umre için Türkiye’ye gelmektedir. Kaçak yollardan gitmeye çalışırken, trajik hadiseler ve hüsran ile biten sonuçlar ile pençeleşiyorlar.
ZULÜM POLİTİKASINI BİR ANDA ZİRVEYE ÇIKARDI
2050 senesine kadar Dünyaya hakim olma rüyasına ulaşmayı hedefleyen Çin “Tek Çin Tek Millet” yaratma projesi kapsamında planın çok önemli bir kısmı olan Doğu Türkistan için Uygurların yok edilmesi veya tamamen Çinlileştirilmesi hedeflenmiştir. Hedefe ulaşmak için olağan üstü bir operasyona hızlı geçiş yapan Çin 70 senelik zulüm politikasını bir anda zirveye çıkardı. Çin Uygurlara “ya Çinli olacaksın ya da yok olacaksın” diyor.Çinlileştirmeyi hızlandırmak için ana okuldan itibaren Çince eğitim, Çince yemek, Çince giyim kuşam ve Çin kültürüne özendirme etkinlikleri gibi birtakım adımlar çok keskin bir şekilde yürütülmektedir.
İkinci bir adımsa Doğu Türkistan halkının direncini kırmak ve zihinsel olarak yenilgi ve umutsuzluğu aşılamak olmaktadır. Uygur milletinin psikolojisine baskı uygulayan birtakım beyin yıkama çalışmalarını tamamen gayriinsani bir biçimde bütün insani hak ve hukuku çiğneyerek tam hız yürütmektedir. Bu maksat için bütün Doğu Türkistan’ın vilayet, ilçe, kent ve kasaba olmak üzere her yerinde “Islah ve Terbiye Merkezleri” adı altında tesis edilen “Çin Nazi kamplarında” milyonlarca Doğu Türkistanlıyı evlerinden toplayıp “ıslah” olana kadar mecburi tutmaktadır. BM ve Uluslarası İnsan Hakları Koruma Teşkilatları Örgüt Temsilcileri: Herhangi bir yargı kararına dayanmadan hürriyetinden alıkonulan kişi sayısının 1 milyonu aştığını iddia etmişti.
Ancak resmi kaynaklar ve bulgularda yola çıkarak 3 ile 5 milyona kadar insanın kamplarda tutulduğu kanaati oluşmaktadır.
Nazi Kamplarına toplatılan insanlar Çin hükümeti tarafından şu şekilde kategorize edilmiştir:
1.Yurt dışında çocukları eğitim görenlerin ailesi
2.Yurt dışında akrabaları olanların ailesi
3.Daha önce hac ve umre ibadeti için Suudi Arabistan’a gitmiş olanlar
4.Türkiye’ye seyahat veya ticaret maksadıyla da olsa gelmiş olanlar
5.Çin hükümeti nazarında “İkiyüzlü”olduğu düşünülen unsurlar ve aileleri:
Bu kategoridekiler Çin devletine başta polis olmak üzere çeşitli memuriyet dairesinde fiilen sadakatle çalışmış olup Uygur Türkleri nezdinde Çin yanlısı hatta hain olarak dışlanmış insanlar olmalarına rağmen Çin yönetimi “Çin yönetimine olan sadakatlerine güvenmedi ve onların sadakat ve bağlılığını, kendi halkına merhametli ve yandaş davrandılar diye suçlayarak “Çin Nazi kamplarına” atmışlardır.
6.Giyim kuşamlarında dinî yönleri belirgin aileler.
7.İfade ve tavırlarında millî değerleri belli eden (milliyetçi görünen) kişi ve aileler.
8.Türk bayrağı, Türk dizileri, Türk kültürü ve Türk siyasi şahsiyetlere özenen, evlerinde giysilerinde onları taşıyan kimseler.
9.Herhangi bir sebep ve bağlantıyla veya yanlışlıkla bile olsa yurt dışından telefon kabul eden kimseler.
10.Evlerinde dinî kitapları bulunduran kişiler.
Doğu Türkistan halkı daha “Çin Nazi Kamplarının” yarattığı dehşet ve travmadan kendine gelememişken hepimizi sarsan ve sabrımızı taşıran Üçüncü adımları olan “Çinli-Uygur ikiz aile” genelgesi yürürlüğe girdi. Bu uygulama çerçevesinde Çin’in iç kesiminden Çinlileri özellikle seçerek Doğu Türkistan’a getirip “Uygur Çinli kardeşliği” planı kapsamında Müslüman Türk ailelere taksim ediyorlar. Bazı ailelere erkek kadın Çinli yerleştirilmişken bazı ailelere ise sadece erkek Çinlilerin yerleştirilmektedir.
MÜSLÜMANLARININ YÜREĞİNİ LİME LİME ETMEKTE
Hatta bazı aile başı olan erkeklerin “ıslah kamplarında” tutulduğu, evlere ise Çinli erkeklerin yerleştirilmesi toplumda ciddi kaygı ve sarsıntı yaratmıştır. “Çinli Uygur kardeşliğini pekiştirmek” “Bölücülüğe karşı akrabalık tesis edelim.” sloganlarıyla başlatılan gayriahlaki, gayriinsani ve gayrihukuki bu uygulamalarla Doğu Türkistan Müslümanlarının yüreğini lime lime etmektedir. Bu konuda Çin Komünist Partisi‘nin (ÇKP) resmi yayın organı, ülkenin Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde geçen yılın ilk 11 ayında 1 milyon 120 bin kamu memurunun, çoğunluğu Müslüman Uygurlardan oluşan bölgedeki 1 milyon 690 bin hanede konakladığını bildirmiştir. Bu kişilerin Sincan Uygur Özerk Bölgesi Askeri Bölgesi, Silahlı Polis Birlikleri ve Çin merkezi yönetiminin bölgedeki temsilciliklerinden kamu görevlilerinin olduğu belirtilmiştir. Çin Hükümeti bir de utanmadan. Köylüler partinin iyi politikalarını anlamak için istekli, modern! Yaşam tarzını sabırsızlıkla bekliyorlar. Bugünlerde parti kadroları ve halk arasındaki ilişki gittikçe yakınlaşıyor. Köylülerin modern medeniyet akımını kabulü gittikçe artıyor. Hayat tarzı değişti. Düşünce de değişti.” demektedir.
BU BÜYÜK BİR ZULÜMDÜR
Bu demektir ki her gün 3500 Çinli 5000 Müslüman ailenin yanında kalıyor, bir günde nerdeyse iki aileyi rahatsız ediyorlar, bu büyük bir zulümdür.
Yoğunluklu olarak 2017 sonlarından 2018 Mayıs ayına kadar Doğu Türkistan toplumunun milli değerleri ve kanaat önderlerinden sayılan dini alimler, aydınlar, işadamları ve sanatçılardan birçok büyük şahsiyetleri tutukladı. Ve onlardan bazılarını ilerleyen yaşlarına rağmen işkence ile şehit etti. Mayıstan bu yana da cezaevlerindeki İslam alimleri ağır yaşam şartları altında şehadet şerbeti içmektedirler.
BU ZULME DUR DEME ZAMANI GELMİŞTİR
Artık bu zulme dur deme zamanı gelmiştir, geçmektedir. Ata yurdumuzda, bizden olan ve yüz yıllardır işgallere direnen, soykırımlara dayanan, İslam’ın sancağını güneşin doğduğu en uzak noktada dalgalandıran Doğu Türkistanlı kardeşlerimizi ilgisizliğin girdaplarında, cellatlara teslim eden anlayışı şiddetle protesto ediyoruz.
İnsan hak ve hürriyetleri Antalya derneği olarak ve tüm Türkiye’de İhh olarak, insanlık katledilmeden, yaşanan trajedi daha da büyümeden öncelikle hükümetimizi ve Birleşmiş Milletler Örgütünü, Doğu Türkistan’da yaşanan bu katliamı ve zulmü durdurmak üzere yetkili organlarını harekete geçirmeye ve etkili tedbirler almaya davet ediyoruz.
Aksi halde bu katliama sessiz kalan her kurum, örgüt ve ülke, işlenen bu insanlık suçuna ortak olacaktır. Zalimler için yaşasın cehennem.” İfadeleri kullanıldı.En Çok Okunan Haberler