Anadolu Gençlik Derneği Korkuteli Temsilciliği, 10 Aralık İnsan Hakları günü münasebetiyle yazılı basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, “Dünyanın birçok yerinde insan hakları ihlallerinin yaşandığını, temel hak ve özgürlüklerin hiçe sayıldığını görüyoruz.” İfadeleri kullanıldı.
Haber Giriş Tarihi: 13.12.2019 09:11
Haber Güncellenme Tarihi: 13.12.2019 09:11
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.korkutelimanset.com
Açıklamada, “2019 yılının son günlerini yaşıyoruz.
Bu günlerde de İkinci Dünya Savaşının ardından geçen 74 yıla rağmen yeryüzünde
barış ve adaletin tesis edilemediğine tanıklık ediyoruz. Dünyanın birçok
yerinde insan hakları ihlallerinin yaşandığını, temel hak ve özgürlüklerin hiçe
sayıldığını görüyoruz.
Dünya siyasetine hak ve adalet değil, güç ve çıkar
yön vermektedir. Başta ABD olmak üzere teknolojik bakımdan güçlü olan ülkeler, çıkarlarını
her türlü kutsalın üzerinde tutarak zayıf bırakılmış ülkeleri ve halkları
ezmeye devam etmektedir.
İnsan hakları, özgürlük ve demokrasi kavramlarını
tüm dünyaya servis eden merkezler, kendi çıkarları söz konusu olduğunda
rahatlıkla her türlü hukuksuzluğu, baskı, şiddet ve işkenceyi bir sirayet etme
biçimi olarak görebilmektedirler.
Başta ABD olmak üzere, emperyalist ülkeler,
işgallerle, iç savaşlarla, şiddet ve korkuyla, zayıf bırakılmış ülkeler ve
halklar üzerindeki baskı ve tahakkümlerini sürdürmektedir.
Baskı ve şiddet politikalarının uygulayıcılarından
biri de maalesef Çin’dir.
Başta Türkiye olmak üzere İslam ülkeleriyle, Afrika
Kıtasıyla yaptığı ticarete rağmen, Çin’in Doğu Türkistanlılara yönelik tavrı
kabul edilebilir değildir.
Çin, 1949 yılından bu yana kontrolü altında
bulundurduğu Doğu Türkistan’da Müslümanlara her türlü baskıyı uygulamaktadır.
Yetmiş yıldır Çin kontrolü altında bulunan ve
yüzölçümü Türkiye’nin iki buçuk katı büyüklükte olan Doğu Türkistan’da da
Müslümanların durumu içler acısıdır.
Çin yönetimin küresel ekonomik gücü ve boşluk
bırakmayan bir diplomasi yürütmesi Doğu Türkistan’la ilgili sağlıklı bilgi
almak ve oradaki Müslümanlarla iletişim kurmanın önüne geçmektedir.
Dünyanın hiçbir yerinde insanların temel haklarından
mahrum bırakılarak sistematik bir şekilde asimile
edilmeye çalışılması kabul edilebilir değildir.
Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin birçok temel haktan
mahrum bırakıldığına, katliam, zulüm, işkence ve baskılarla inanç ve düşünce
özgürlüklerinin kısıtlandığına, toplama kamplarında tecrit edilmiş bir yaşama
zorlandığına, psikolojik ve fiziksel işkencelere maruz kaldıklarına dair
haberler canımızı yakmaktadır.
Çin’in, fevri bazı olayları bahane ederek tüm
Müslüman Doğu Türkistan halkını şiddetle ilişkilendirmesi doğru olmayan, hukuku
hiçe sayan, toptancı bir yaklaşımdır.
Tam tersine insanların temel hak ve özgürlük
talepleri karşısında Çin yönetiminin baskı ve tahakküm uygulaması bir
şiddettir.
Afrika’dan Asya’ya birçok İslam ülkesiyle ticari
ilişkileri olan Çin, Müslüman Doğu Türkistan Halkına ve Çinli Müslümanlara
karşı tutumunu gözden geçirip iyileştirmezse, bizim de Çin mallarına karşı
boykot sergilememiz kaçınılmaz olacaktır.
Çin bizim yaptığımız bu açıklamaları duymazdan
gelir, kendi askeri gücüne ve ekonomik büyüklüğüne insanların temel hak ve
özgürlüklerinden daha fazla inanırsa, tüm İslam dünyasında kendisine karşı
nefret büyütmekten başka bir şey elde edemeyecektir.
Çin, Müslüman Doğu Türkistan Halkının ve Çinli
Müslümanların haklı taleplerini susturmak, örtbas etmek ve bu hakların dış
dünyayla irtibatlarını kesmek yerine farklı kimliklerin temel hak ve
özgürlüklerini yaşayabilecekleri bir zemin oluşturmanın gereklerini yerine
getirmelidir.
Başta Türkiye olmak üzere İslam ülkelerinin Müslüman
Doğu Türkistan haklı talepleri doğrultusunda Çin’e karşı birlikte hareket
etmeleri ve her platformda bu konuyu dile getirmeleri Doğu Türkistanlı
kardeşlerimizin seslerine ses katacaktır.
Türkiye, Doğu Türkistan meselesinde daha net bir
tutum sergilemelidir.
Türkiye’nin Çin ile ticareti Doğu Türkistanlı
kardeşlerimizin temel hak ve özgürlüklerinden daha değerli değildir.
Yetkililerimiz, bunu Çin yönetimine en açık şekilde
hissettirmelidirler.
Diğer taraftan biz tüm dünyada savaştan ve
çatışmadan değil, barıştan ve diyalogdan yanayız.
İstediğimiz hakkın ve adaletin hâkim olduğu bir
dünyadır.
Biz bu coğrafyada hak ve adalet ekseninde tüm
farklılıklarımızla birlikte barış içerisinde yaşamak istiyoruz.
Biz bu coğrafyada hiçbir kimsenin saçının teline zarar gelmesini
istemiyoruz.
Biz bu coğrafyada insanların hak ve hukuklarının
gözetilmesini, kimseye ikinci sınıf insan muamelesi yapılmasını istemiyoruz.
ABD’nin Doğu Türkistan’a ilgisinin çıkarları gereği
olduğunun farkındayız.
ABD ile stratejik ortaklık yapmak ve İsrail ile
birlikte hareket etmek insanlığa ve hiçbir İslam ülkesine fayda sağlamaz.
Mevcut dünya düzeninde İslam ülkeleri ve Müslüman
halklar, ya ABD, İngiltere, İsrail safında yer alamaya ya da Rusya-Çin
ikilisinden birine sığınmaya zorlanmaktadırlar.
Neredeyse tüm İslam coğrafyasında vesayet rejimleri
vardır.
Bağımsızlığını ilan etmiş birçok İslam ülkesinde
maalesef ABD üsleri ve askerleri bulunmakta, bu ülkelerin asker ya da sivil
yöneticileri de maalesef tüm icraatlarını ABD vesayeti altında
yürütmektedirler.
Dünyanın herhangi bir yerinde bir insanımızın dahi
haksızlığa uğramasını istemiyorsak bunun yolu İslam Ülkelerinin İslam Birliğini
kurarak hak ve adalet ekseninde güç birlikteliği yapmasından geçer.
Dünyanın herhangi bir yerinde bir insanımızın
haksızlığa uğramasını istemiyorsak bunun yolu D-8’in canlandırılmasından,
D-60’ın ve D-160’ın kurulmasından geçer.
Dünyanın herhangi bir yerinde bir insanımızın
haksızlığa uğramasını istemiyorsak bunun yolu tüm yeryüzünde adil bir düzenin
kurulması için gayret etmekten geçer.
Allah, hak ve adaletin
tesisi için atılan adımları boşa çıkarmayacaktır. Biz her zaman zalime karşı,
daima mazlumun yanında olacağız.” İfadeleri kullanıldı.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hak ve özgürlükler hiçe sayılıyor
Anadolu Gençlik Derneği Korkuteli Temsilciliği, 10 Aralık İnsan Hakları günü münasebetiyle yazılı basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, “Dünyanın birçok yerinde insan hakları ihlallerinin yaşandığını, temel hak ve özgürlüklerin hiçe sayıldığını görüyoruz.” İfadeleri kullanıldı.
Açıklamada, “2019 yılının son günlerini yaşıyoruz. Bu günlerde de İkinci Dünya Savaşının ardından geçen 74 yıla rağmen yeryüzünde barış ve adaletin tesis edilemediğine tanıklık ediyoruz. Dünyanın birçok yerinde insan hakları ihlallerinin yaşandığını, temel hak ve özgürlüklerin hiçe sayıldığını görüyoruz.
Dünya siyasetine hak ve adalet değil, güç ve çıkar yön vermektedir. Başta ABD olmak üzere teknolojik bakımdan güçlü olan ülkeler, çıkarlarını her türlü kutsalın üzerinde tutarak zayıf bırakılmış ülkeleri ve halkları ezmeye devam etmektedir.
İnsan hakları, özgürlük ve demokrasi kavramlarını tüm dünyaya servis eden merkezler, kendi çıkarları söz konusu olduğunda rahatlıkla her türlü hukuksuzluğu, baskı, şiddet ve işkenceyi bir sirayet etme biçimi olarak görebilmektedirler.
Başta ABD olmak üzere, emperyalist ülkeler, işgallerle, iç savaşlarla, şiddet ve korkuyla, zayıf bırakılmış ülkeler ve halklar üzerindeki baskı ve tahakkümlerini sürdürmektedir.
Baskı ve şiddet politikalarının uygulayıcılarından biri de maalesef Çin’dir.
Başta Türkiye olmak üzere İslam ülkeleriyle, Afrika Kıtasıyla yaptığı ticarete rağmen, Çin’in Doğu Türkistanlılara yönelik tavrı kabul edilebilir değildir.
Çin, 1949 yılından bu yana kontrolü altında bulundurduğu Doğu Türkistan’da Müslümanlara her türlü baskıyı uygulamaktadır.
Yetmiş yıldır Çin kontrolü altında bulunan ve yüzölçümü Türkiye’nin iki buçuk katı büyüklükte olan Doğu Türkistan’da da Müslümanların durumu içler acısıdır.
Çin yönetimin küresel ekonomik gücü ve boşluk bırakmayan bir diplomasi yürütmesi Doğu Türkistan’la ilgili sağlıklı bilgi almak ve oradaki Müslümanlarla iletişim kurmanın önüne geçmektedir.
Dünyanın hiçbir yerinde insanların temel haklarından mahrum bırakılarak sistematik bir şekilde asimile edilmeye çalışılması kabul edilebilir değildir.
Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin birçok temel haktan mahrum bırakıldığına, katliam, zulüm, işkence ve baskılarla inanç ve düşünce özgürlüklerinin kısıtlandığına, toplama kamplarında tecrit edilmiş bir yaşama zorlandığına, psikolojik ve fiziksel işkencelere maruz kaldıklarına dair haberler canımızı yakmaktadır.
Çin’in, fevri bazı olayları bahane ederek tüm Müslüman Doğu Türkistan halkını şiddetle ilişkilendirmesi doğru olmayan, hukuku hiçe sayan, toptancı bir yaklaşımdır.
Tam tersine insanların temel hak ve özgürlük talepleri karşısında Çin yönetiminin baskı ve tahakküm uygulaması bir şiddettir.
Afrika’dan Asya’ya birçok İslam ülkesiyle ticari ilişkileri olan Çin, Müslüman Doğu Türkistan Halkına ve Çinli Müslümanlara karşı tutumunu gözden geçirip iyileştirmezse, bizim de Çin mallarına karşı boykot sergilememiz kaçınılmaz olacaktır.
Çin bizim yaptığımız bu açıklamaları duymazdan gelir, kendi askeri gücüne ve ekonomik büyüklüğüne insanların temel hak ve özgürlüklerinden daha fazla inanırsa, tüm İslam dünyasında kendisine karşı nefret büyütmekten başka bir şey elde edemeyecektir.
Çin, Müslüman Doğu Türkistan Halkının ve Çinli Müslümanların haklı taleplerini susturmak, örtbas etmek ve bu hakların dış dünyayla irtibatlarını kesmek yerine farklı kimliklerin temel hak ve özgürlüklerini yaşayabilecekleri bir zemin oluşturmanın gereklerini yerine getirmelidir.
Başta Türkiye olmak üzere İslam ülkelerinin Müslüman Doğu Türkistan haklı talepleri doğrultusunda Çin’e karşı birlikte hareket etmeleri ve her platformda bu konuyu dile getirmeleri Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin seslerine ses katacaktır.
Türkiye, Doğu Türkistan meselesinde daha net bir tutum sergilemelidir.
Türkiye’nin Çin ile ticareti Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin temel hak ve özgürlüklerinden daha değerli değildir.
Yetkililerimiz, bunu Çin yönetimine en açık şekilde hissettirmelidirler.
Diğer taraftan biz tüm dünyada savaştan ve çatışmadan değil, barıştan ve diyalogdan yanayız.
İstediğimiz hakkın ve adaletin hâkim olduğu bir dünyadır.
Biz bu coğrafyada hak ve adalet ekseninde tüm farklılıklarımızla birlikte barış içerisinde yaşamak istiyoruz.
Biz bu coğrafyada hiçbir kimsenin saçının teline zarar gelmesini istemiyoruz.
Biz bu coğrafyada insanların hak ve hukuklarının gözetilmesini, kimseye ikinci sınıf insan muamelesi yapılmasını istemiyoruz.
ABD’nin Doğu Türkistan’a ilgisinin çıkarları gereği olduğunun farkındayız.
ABD ile stratejik ortaklık yapmak ve İsrail ile birlikte hareket etmek insanlığa ve hiçbir İslam ülkesine fayda sağlamaz.
Mevcut dünya düzeninde İslam ülkeleri ve Müslüman halklar, ya ABD, İngiltere, İsrail safında yer alamaya ya da Rusya-Çin ikilisinden birine sığınmaya zorlanmaktadırlar.
Neredeyse tüm İslam coğrafyasında vesayet rejimleri vardır.
Bağımsızlığını ilan etmiş birçok İslam ülkesinde maalesef ABD üsleri ve askerleri bulunmakta, bu ülkelerin asker ya da sivil yöneticileri de maalesef tüm icraatlarını ABD vesayeti altında yürütmektedirler.
Dünyanın herhangi bir yerinde bir insanımızın dahi haksızlığa uğramasını istemiyorsak bunun yolu İslam Ülkelerinin İslam Birliğini kurarak hak ve adalet ekseninde güç birlikteliği yapmasından geçer.
Dünyanın herhangi bir yerinde bir insanımızın haksızlığa uğramasını istemiyorsak bunun yolu D-8’in canlandırılmasından, D-60’ın ve D-160’ın kurulmasından geçer.
Dünyanın herhangi bir yerinde bir insanımızın haksızlığa uğramasını istemiyorsak bunun yolu tüm yeryüzünde adil bir düzenin kurulması için gayret etmekten geçer.
Allah, hak ve adaletin tesisi için atılan adımları boşa çıkarmayacaktır. Biz her zaman zalime karşı, daima mazlumun yanında olacağız.” İfadeleri kullanıldı.En Çok Okunan Haberler